Romania Otostop Travel Part 3-Sulina

Selamlar,

Otostop hikayeme kaldığım yerden  devam  ediyorum.Galati’de  geceyi geçirdikten sonra sabahında grubumuza,gezimize  benim yeni tanışacağım iki arkadaşımız daha  katıldı; Ogi (Oğulcan) ve Ilze .Onlarla Tulcea’ya gideceğimiz gemiye binmeden önce  buluştuk.Aslında onlarla bir önceki gün buluşmamız gerekiyordu ama otostopta şansları yaver  gitmediği için geceyi Galati’ye yakın bir  yerde  geçirip sabah erkenden tren ile  bizi Galati’de yakaladılar:) Artık  grubumuz tamamlandığına göre  gezimize  başlayabiliriz.Hadi  gemiye!

Gemi biletlerini çok ucuza aldık diye hatırlıyorum ; 2 ya da 3 lei’di.Bindiğimiz bu gemi sadece Galati’den Tulcea’ya varmak adına karşıya geçmek için kullandığımız ortalama 15 dakika süren ilk gemimizdi.Gemide arabalarda olduğu için İspanyol arkadaşım Ruben’i gaza getirip ,gemiden  indikten sonra Tulcea’ya varmak için otostopla bineceğimiz arabaları burda  arabası olan kişilerle konuşarak bulabileceğimize inandırdım. Ortalama 5  dakika içinde bizi Tulcea’ya bırakacak 3 araba bulmuştuk.Gemi kıyıya yanaşmaya başlayınca konuştuğumuz arabalara binip hiç duraksama  yapmadan 3 grup halinde yolumuza devam ettik. Tulcea’da  tekrar buluşup  2.gemi yani Tulcea’dan Sulina’ya  olan 4 saatlik  yolculuğumuz için  biletlerimizi  de aldık. Gerçi  tüm  yolculuğumuzu  otostopla bedavaya  getirip  2.gemiye kişi başına 30 lei   ödeyince biraz koydu ama olsun🙂 .Evvet tekrardan gemideyiz,tam bilmiyorum ama galiba Avrupa’nın en büyük nehrinde seyahat ediyoruz şu an🙂 .

Bu konuda  biraz  tembelim,nehrin adını hatırlamıyorum:) .

Geminin üst katında  yolculuğun  keyfini sürüyoruz:)

Nehir boyunca  farklı limanlar var.İçimden tüm köylerde bir iki gün geçirmek  geçiyor ama hedefimiz bugün Sulina!

İspanyol arkadaşım Ruben(sağda) ve yeni tanıştığım Türk arkadaşım Ogi(solda).

Nehrin  etrafı  sazlıklarla  dolu,tüm bu bölgenin Unesco tarafından  koruma altında olduğuna dair birşeyler  duydum ama…:)

Eeee,tabi gemiden inmeden kaptanla tanışmamak olmaz.Kaptanımıza rica ediyoruz ve o da  bu  pozu bizden esirgemiyor.Romanya’nın insanı gerçekten çok iyi.

Nihayet 4 saatlik  yolculuğun ardından Sulina’ya gelmiş bulunmaktayız.Hadi geçmiş olsun :)  Sulina gerçekten küçük,fazla  kalabalık olmayan sakin bir şehir.Fırsatım olursa  buraya  tekrar  gelmek isterim açıkçası  belki de 5-10  yıl  sonra.

Ağır  çantanız,yükünüz varsa ,at arabasıyla bekleyen amcalar hazır! Gemiden iner  inmez  sizi evine  davet eden insanlar  var.Galiba burda   ticaret haline gelmiş; yani insanlar evini size  açıyor  siz de  cüzi bir miktar karşılığında onların evinde  kalıyorsunuz.Tabi isterseniz yemek de  yapıyorlar  size; aslında bence  Romanya yemeklerini tadma adına  güzel bir  fırsat bu.Ancak ne  yazık ki  biz  sahilde  kamp  yapmayı planladığımız için çantamızı  sirtlayıp  sahil  yoluna  doğru  ilerliyoruz.

Sahile…Hadi..Bekleme yapma…:)

Sahile  gitmeden önce  karnımızı  doyurmak için  sahil kenarında  bir restoranta oturuyoruz.Pek de iyi olmayan  romencemizle siparişleri veriyoruz ancak  bişey seçemediğim ve  biraz da şehri  dolaşmak istediğim için  çantamı arkadaşlarımın yanına bırakıp bişey yemeden  şehri   tek başıma dolaşmaya başlıyorum. Halk  pazarına  denk  geliyorum,çok  ucuza  domates,soğan .. alıp  marketten ekmek peynir,zeytin alıp restoranda  arkadaşlarım ile  tekrar buluşup  sahile  doğru ilerliyoruz.Sahil  yolunda karşımıza çıkan,terkedilmiş bir araç.

Sahili bulmaya çalışırken.Aaa ben  söylemeyi unuttum ,haritada  zaten gözüküyor ama; nehrin sonunda yolumuz  Karadeniz’e çıkıyor.

Str-strada-cadde:)

Sulina’dan bir ev.

Nihayet sahildeyiz.Vakit  akşama yaklaşıyor ama galiba denize  gircez🙂.

Sahilde  kendime hemen bir  arkadaş ediniyorum.

Sahil kenarında  bir “beach cafe” buluyoruz.Çantalarımzı indirip biraz  dinelenip kahvelerimiz yudumluyoruz.Yağmur yağmaya başlıyor.Yağan yağmura inat denize  girip günün tadını çıkarıyoruz.

Hava kararmaya yakın “beach cafe”nin yakınlarında bir  yerde  çadırlarımızı kurmaya başlıyoruz.Hava soğuduğu için İspanyol arkdaşım Aija’nın  pembe kazağına  hayır  diyemiyor.Ama  soğuktan daha büyük problemimiz  etraf sivrisinek kaynıyor.Durulacak gibi  değil,tabi tedarikli olduğumuz için yanımızda  sivrisinek kremi var.Ancak  pek de işe  yaramıyor gibi.Ateş yakmak lazım,sivrisinekleri dağıtmak için.

Şanslıyız  çadırları kurmadan önce  yağmur  durmuştu.Ancak kuru  çalı,odun bulmakta zorlanıyoruz.Islak da olsa  çalılarla şansımızı deniyoruz,yardımımıza kızların saç  spreyi  yetişiyor.Çakmağı  spreyin ucuna  tutup basınca…:) Ateş canlanıyor!

Sivrisineklerden dolayı herkes iyice örtünmüş,ateşi biraz daha canlandırıp  sivrisinekleri kovmak lazım.

Pazardan aldığım  malzemlerle  sandviçimi yapıp  ateşin etrafında keyfini sürüyorum.Bayağı acıkmışım🙂.

Karnımızı doyurduktan sonra Fransız arkadaşım Sonia ve Ogi’yi kandırıp “beach cafe” ye gitmeye ikna ediyorum. Cafe konseptini değiştirmişler,beach clup olmuş burası :)) Galiba özel bir  party  var.Kimseyi tanımıyoruz ama ,party  güzel.

Geceyi  Sulina’da  geçiriyoruz.Sabah,17 temmuz , bizi yine uzun bir  yolculuk  bekliyor, Vama Veche’ye ulaşmamız lazım!

Bir  sonraki yazımda görüşmek üzere,

Romanya’dan Sevgiler.

Hakan Nur-YMCA-Baia Mare-Volunteer.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s